Önce o khaos vardı, sonsuz ölçüsüz boşluk.
Bir deniz kadar vahşi, deniz kadar karanlık.
Bir deniz kadar vahşi, deniz kadar karanlık.
Küçük Elmakurdu
Bir elmakurdunun hikayesi bu da işte. Küçük parlak kırmızı bir elmanın içinde minik yeşil bir kurtçuk yaşarmış.Kendi halinde yaşayan minik yeşil bir kurtçukmuş başkahramanımız.yeşil kıvrımlı vücudundan belli olan mink kırmızı birde kalbi varmış bunun.Arada elmadan kafasını çıkartıp dışarıyı seyredermiş.Tembellik yapıp uyumadığı zamanlarda.Ne güzel bir manzara diye düşünürmüş küçük kara gözlerinin elverdiği kısma bakıp...Bir gün yine dışarı bakarken başka bir çift küçük kara gözün ona baktığını görmüş.Korkmuş ve hemen elmanın içine kaçıp saklanmış. Uzun bir süre bakmak istememiş dışarı etkilenmiş çünkü.Birgün tekrar çıkıp dışarı baktığında yine o küçük kara gözlerin üzerinde olduğunu hissetmiş.yeşil yanakları hafif pembeleşerek dönmüş ve karşılık vermiş.Günler aylar boyu bakışır olmuşlar böyle.Artık bir alışkanlık haline gelmiş.O kadar sevmiş ki bu durumu eğer birgün elmadan çıkıp karşısına baktığında o kara gözleri göremezse nolacağını hiç düşünmüyomuş bile. Sonsuza kadar böyle devam edecek diye düşünürmüş hep.Bir gün yine kafasını kaldırıp karşısına baktığında görememiş.Ertesi gün bir daha bakmış yine görememiş.Ümidini hiç kesmeden uzun bir süre bakmış bakmış bakmış...Her baktığında küçük kalbinin daha çok attığını hissetmiş.Her baktığında küçük kalbinin daha çok ezildiğini büzüldüğünü hissetmiş.Birgün tekrar bakmış ve karşısında küçük kara gözleri görmüş.Neden demiş? Gözler kaybolmuş.Elmasına girmiş.Kıvrılmış.Uyumaya başlamış.Anlamış ki aslında o gözler hiç yokmuş ve hiç var olmamış.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)